röportaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
röportaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Şubat 2013 Cuma

Perküsyon Sanatçısı Murat Coşkun İstanbul'd​a !


















 
Doğu ve Batı’nın farklı müzik dünyaları arasında büyüleyici ve mistik geçişleriyle tanınan,çok yönlü yaratıcı ve sanatçı kişiliğiyle sınırlar ötesinde kendisine saygın bir yer edinen perküsyon sanatçısı Murat Coşkun ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.
 
Kendisini daha yakından tanıyalım ve başarı hikayesini hep birlikte ögrenelim...
 
Öncelikle sizi tanımak isteriz.Murat Çoşkun kimdir? Bize kendinizden bahseder misiniz?
Almanya´da doğup büyüdüm ve 22 yıldan beri Almanya’nın güneyinde kalan Freiburg şehrinde yasıyorum.
Perküsyoncuyum ve çeşitli vurmalı çalgılar üzerine çalışmalarım var.
Dünya çapında''world percussionist“ olarak konserler veriyorum.
Çeşitli ülkelerde yaşayan müzisyenlerle beraber sahne için konseptler oluşturuyorum.
Vietnam, Kore, Endonezya, Kamboçya, Moğolistan, Japonya, Iran, Orta Doğu, Kuzey Afrika, doğu ve batı Avrupa ve USA gibi devletlerde sık sık konserler veriyorum.
Arada sırada Türkiye´ye de yolum düşüyor ve buna tabii ki çok seviniyorum… :)
Yanı sıra 8 yıldan beri Tamburi Mundi adında bir bendir ve ritim festivalini yönetiyorum.
 
Hobileriniz ve sizi tanımlayacak özelliklerinizi de bilmek isteriz?
Aslında hobim müzik yapmak…
Bunun dışında çok hobilerim yok, çünkü zamanım olmuyor pek..
Evde olunca bos zamanlarımı ailemle geçirmek istiyorum.
Çocuklarla beraber olmayı seviyorum, tabii ki buna hobi denilemez herhalde.
Bunun dışında: Freiburg gazetesinin oluşturduğu futbol takimi var, onlarla beraber haftada 1-2 defa beraber futbol oynuyorum.
Tabii ki Freiburg´da olursam.
Koşmak ve yoga benim için çok önemli, bunu her istediğim yerde yapabiliyorum…
 
Öğrenim durumunuz? / Aldığınız eğitimler ve eğitmen kimliğinizden bahseder misiniz?
Freiburg´da Doğu bilimi ve Etnomüzikoloji okudum.
Bunun dışında 5 yıl özel perküsyon dersi aldım.
Bu dalda benim için en önemli hocam New York´lu Glen Velez oldu.
Almanca, İngilizce, Fransızca ve Farsça öğrendim, bu diller benim için yurt dışındaki yaptığım projelerde çok faydalı oldu…
 
Hedefleriniz / Başarılarınız nelerdir?
Hedeflerim aslında her zaman güzel bir şey yaratmak, insanları bir araya getirmek, onlarla müzik esliğinde komünikasyon sağlamak.
Müziğin daha doğrusu perküsyon ve ritmin tadını her insana sunabilmek.
Sanatı, insani ve tabiatı bir araya getirmek.
Bunu sürekli konserlerimde yapıyorum ve yapmaya çalışıyorum.
Ve bu nedenle 8 yıl önce „Tamburi Mundi Festivalini“ kurdum, bu festivalde çok çeşitli insanlar, çeşitli kültürlerden bir araya geliyorlar, beraber bir şeyler yaratmak için, birbirlerinden yeni şeyler öğrenmek için.
Kendimde workshoplar veriyorum, hatta yılda bir defa “Kapadokya Frame Drum Camp” düzenliyorum.
Avrupa´dan ve Türkiye´den gelen insanlarla beraber bir hafta doğada ritim ve bendir dersleri veriyorum.
Su an "Plan Ada" ile beraber çalışıyorum ve İstanbul´da etkinlikler hazırlıyorlar.
Umarım ileride Türkiye´de daha fazla konserler mümkün olur.
 
Yakın gelecekte hayata geçirmek istedikleriniz?
Önümde çok projeler var, senfoni orkestraları ile beraber çalışmalar, uzun turneler, CD kayıtları, TV ve radyo kayıtları ve konserler.
Bunların hepsi benim için önem taşıyor.
Fakat en önemlisi her şeyi yaparken sanatın ve hayatin değerini göz önüne almak ve yaptığım şey insanlar için olduğunu unutmamak!
Her zaman seyircilerime ve yardim eden insanlara ve organizasyonlara minnettarım!
Çünkü müzisyen yalnız basına yasayamaz, mutlaka onu dinleyen ve dinlemesini bilen birileri olması lazım.
 
Son olarak eklemek istedikleriniz ve Hayat felsefeniz nedir?
Bu yoğun isler arasında yinede dengeli ve sıhhatli bir hayat geçirmeye ve aile ile beraber zaman geçirmeye önem vermek.
Hayattan, başka insanlardan bir beklentin olmamalı, tam tersine, onlara sen bir şey vermelisin. Ne kadar iyi şey verirsen o kadar güzel şeyler geriye gelir…
Röportaj:Ayşe Sarıkaya

Gözde Yaşam Dergisi

Tarih:01.2013
Model:Taha Şahin
Röportaj:Ayşe Sarıkaya
 
Gözde Yaşam Dergisi okurları için bu ay röportaj köşemizde genç ve başarılı model aynı zamanda gelecek vaad eden mekan işletmecilerinden Taha Şahin'i agırlıyoruz.
Geçtigimiz kasım ayında organizasyonunu gerçekleştirdigimiz ayakkabı defilemde tanıştıgım ve çalışma fırsatı buldugum Taha ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.
Dilerseniz sordugum sorular ve verdigi yanıtlar ile Taha Şahin'i hep birlikte tanıyalım.
 
Öncelikle sizi tanımak isteriz. Taha Şahin Kimdir? Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?
Aslen Sivas Koyulhisarlıyım.
1986 yılında istanbulda doğdum ve burada büyüdüm.
3 çocuklu bir ailenin en küçük çocuğuyum.
 
Hobileriniz ve sizi tanımlayacak özelliklerinizi de bilmek isteriz.
Hayatta en çok zevk aldığım şeylerden birisi nargile içmektir.
Bunun dışında Futbol, basketbol,yüzme, voleybol, taekwondo, satranç, bilardo,masa tenisi gibi bir çok sporla ilgileniyorum Lisanslı sporcuyum.
Her insan gibi tatil yapmayı , gezmeyi, eğlenmeyi çok severim.
Boş vakitlerimde kitap okumayı sevmem çünkü kitap okumak için kendime özel vakit ayırırım.
 
Ögrenim durumunuz?
Üniversite mezunuyum. İkdisadi ve idari bilimler fakültesi işletme mezunuyum.

Hedefleriniz?
Ticaretten gelen bir ailenin çocuğu olduğum için kendi şirketimizde büyük ve kalıcı işler yapmayı planlıyorum.
Ayrıca bunların yanında bana heyecan veren mankenlik ve oyunculuk ile ilgili daha güzel projelere imza atmak istiyorum.
 
Modellik ile ilk olarak ne zaman ve nasıl tanıştınız?
2 yıl önce model bir arkadaşımın vasıtasıyla tanıştım. arkadaşımın ısrarı ve önerisiyle ilk defileme çıktım.

Türkiye'de modellik meslegini nasıl buluyorsunuz?
Modellik mesleği türkiyede hak ettiği değeri bulmadığını düşünüyorum.
Ön yargıların çok fazla olduğu bir meslek.
Model olmanın zorlukları / kolaylıkları nelerdir? 
Dışarıdan göründüğü gibi kolay bir meslek degil.
Çeşitli hava şartlarında ağır koşullarda çalışmak zorunda kalıyoruz.
Karlı veya yağmurlu havalarda incecik giysilerle veya üstsüz poz vermemiz gerekebiliyor.
Ayrıca mesai saatleri belirli olmaması bu mesleğin en büyük zorluklarından birisidir.
Severek ve eğlenerek yaptığım için bu işimi biraz daha kolaylaştırıyor.
Kimleri başarılı buluyorsunuz?
Jon Kortajarena ve Patrick Petitjean'ı başarılı buluyorum.
Modelligin yanısıra mekan işletmeciligi işine de girdiniz.Nasıl gidiyor? 
Evet mekan işletmeciliği istediğim ve düşündüğüm bir işti.
Fakat yanlış insanlarla bu işe başladım. Ve bu işletmeciğe devam etmeme kararı aldım.
Ama yakın zamanda daha yeni ve daha güzel projelerde yer almayı düşünüyorum.

Çalışmakta oldugunuz sektörlerden memnun musunuz?
Aile şirketimizin bünyesinde olan uluslar arası taşımacılık , inşaat ve depoculuk işlerinden memnunum.
Modelliğide severek yaptığım için bu işimden de memnunum.
Kısacası yaptığım her işten büyük keyif alıyorum.
 
Moda ile aranız nasıl?
Mesleğim icabı modanın içinde olduğumuz için modayı sıkı takip edebilme fırsatım oluyor.
Takip ettiginiz marka yada tarzını begendıgınız modacılar var mı?
Evet beğendim markalar ve birçok türk modacı var.
 
Yakın tarihte hayata geçirmek istedikleriniz?
Oyunculuk eğitimi alarak iyi projelerde yer almak istiyorum.

Son olarak eklemek istedikleriniz ve Hayat felsefeniz nedir?
Herkese sağlık huzur ve mutluluk diliyorum. EN BÜYÜK AŞK BEŞİKTAŞK =)

27 Ocak 2013 Pazar

Gündem Gazetesi

 
Tarih:12.2012
Tasarımcı:Ayşe Sarıkaya
Röportaj:Emir Keşan

Megazine Dergisi


Tarih:12.2012
Ses Sanatçısı:Vedat Behar
Röportaj:Ayşe Sarıkaya

Gözde Yaşam Dergisi

Tarih:12.2012
Ses Sanatçıcı-Model:Vedat Behar
Röportaj:Ayşe Sarıkaya
 
Geçtigimiz aylarda bir davette tanıştıgım efendi kişiligi ve kendine has yorumu ile dikkatleri üzerine çeken ses sanatçısı Vedat Behar ile siz Gözde Yaşam Dergisi okurları için keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.
 
Öncelikle sizi tanımak isteriz.Vedat Behar Kimdir? Bize kısaca kendinizden bahsedermisiniz?
4 Şubat 1990 İstanbul doğumluyum. Ses sanatçısıyım ve yan meslek olarak modellik yapıyorum.
 
Hobileriniz ve sizi tanımlayacak özelliklerinizi de bilmek isteriz.
Kişisel gelişim ve felsefe okumayı çok severim, hayal dünyam geniştir. Bunun iyi yanları olduğu gibi kötü yanları da var elbet.
Kendim ve yapacaklarım (yapmam gerekenler) hakkında çok fazla düşünürüm ve bu beni bazen çıkmaza sokar, kendimi gereğinden fazla eleştirmeme sebep olur.
Düzenli olarak spor yaparım, yediklerime dikkat ederim. Bunların faydalarını gerek müzik hayatımda gerek modellikte görüyorum.
Ne istediğimi bilen ve onu elde etmek için mücadele eden, her türlü başarısızlığa rağmen yoluma devam eden biriyim.
Sevmediğim özelliklerimden biri ise fazla duygusal olmam.
Çabuk kırılırım ve hiç olmadık şeylere kafayı takarım. Bu da haliyle özellikle zorlu yolculuklarda beni extra hırpalar.
 
Ögrenim durumunuz? / Aldıgınız egitimler ?
Rusya St. Petersburg Rimsky Korsakov Devlet Konservatuvarı Opera-Şan bölümünde eğitim aldım.
Türkiye'ye döndükten sonra 1 yıl Enbe Orkestrası'nda solistlik yaptım, geçen ay yollarımızı ayırdık ve müzik hayatıma solo olarak devam ediyorum.
 
Hedefleriniz?
Hedefim kendi müziğimle, tarzımla, müzikal donanımımla ve sesimle sevilen bir sanatçı olabilmek, müziğimi insanlara sevdirebilmek.
 
Modellik ile ilk olarak ne zaman ve nasıl tanıştınız?
Ben her zaman düzenli spor yapan, yediklerime dikkat eden biriydim. Fit bir vücuda sahip olup onu korumak benim için bir tutkuydu. Çevremden de gelen
teşvikler sonucu bu tutkumu mesleğe çevirip modelliğe başlama kararı aldım. Ben model olduğum için vücuduma dikkat etmiyorum, vücuduma dikkat
ettiğim için model oldum diyebiliriz.
 
Türkiye'de modellik meslegini nasıl buluyorsunuz? Model olmanın zorlukları / kolaylıkları nelerdir? Kimleri başarılı buluyorsunuz?
Türkiye'de maalesef çok gereksiz bir önyargı var. Firmaların büyük çoğunluğu türk modeller ile çalışmak istemiyor, ajanslara, seçmelere
türk model getirmeyin diyorlar.
Halbuki baktığımızda bir sürü avrupai görünüme sahip,çok yetenekli türk modeller mevcut, ama kendilerine hiçbir şekilde şans tanınmıyor.
Sanki podyumda polis çevirip pasaport soracak, türk pasaportu olunca dışarı atacak...!
İşin acı tarafı, bu muameleyi kendi ülkemizde görüyor olmamız...
Model olmanın zorluklarına gelince, vücudunuza çok iyi bakmalısınız,
düzenli spor yapmalısınız ve yediklerinize çok dikkat etmelisiniz.
Duruşlar, mimikler, poz verme yeteneği, kıyafeti taşıyabilme ve catwalk yapabilme gibi kriterlere sahip olmak gerekir ve bunlar için eğitim alınması gerekir.
Erkeklerde Jon Kortajarena, bayanlarda ise Lara Stone en başarılı bulduğum
modeller.
 
Şarkıcılıga nasıl başladınız,nasıl gidiyor?
Çocukluğumdan beri şarkı söylemeyi çok severdim, fakat çocukluk hayalim basketbolcu olmaktı ve üniversitede normal bir bölüm okumaktı, müzik yalnızca
bir hobiydi benim için.
17 yaşımda kendisine çok şey borçlu olduğum, Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Şan Petagogu ve eski opera sanatçısı
Payam Koryak hocam ile tanıştım.
Kendisinin hayatımı değiştirdiğini rahatlıkla söyleyebilirim.
Benim müziğe olan gerçek potansiyelimi, sesimin hiç tahmin edemeyeceğim özelliklerini ortaya çıkarttı ve müziği profesyonel olarak yapmam gerektiği konusunda beni yüreklendirdi, güven verdi.
 
Çalışmakta oldugunuz sektörden memnun musunuz?
Sonuçta istediğim ve sevdiğim işi yapıyorum.
Tabiki her sektörün zor yanları var, hele hele sanat sektöründe..
Fakat her türlü zorluğa rağmen eğer işinizi gerçekten seviyorsanız, o işte başarılı olmak hayallerinizi süslüyorsa ve en önemlisi başarılı olacağınıza inanıyorsanız, her türlü zorluk hayallerinizin gerisinde kalıyor.
 
Moda ile aranız nasıl? Takip ettiginiz marka yada Tarzını begendıgınız modacılar var mı?
Bana göre moda insanın kendine yakışanı giymesidir. Ben spor şık giyinmeyi severim.
Zara, Jack&Jones, Fc Plus ve Ramsey erkekte en beğendiğim markalardır.
 
Yakın tarihte hayata geçirmek istedikleriniz?
Yakın tarihte çoğunluğu kendi bestelerimden oluşan bir albüm projem var.
Müzikleri bana, sözleri Atilla Güler'e, aranjeleri ise Alper Çam'a ait.
Farklı bir müzik tarzım olduğunu düşünüyorum. Klasik ile popüler müziği harmanlayan, batı soundunda, insanların kendinden de birşeyler bulabileceği bir tarz.
 
Son olarak eklemek istedikleriniz ve Hayat felsefeniz nedir?
Hayat felsefem mutlu olmak. Herşeyin gelip geçici olduğu bu dünyada olaylara takılıp mutsuz olmayı anlamsız buluyorum. Her ne kadar bu anlamsızlığa bazen
kendim de düşsem de...

Trallescity Gazetesi


Tarih:11/12.2012
Model-Oyuncu:Ayşe Sarıkaya
Fotograflar:İlker Uzunalan
Röportaj:Ayşe Sarıkaya

Gözde Yaşam Dergisi



Tarih:11.2012
Model-Oyuncu:Ayça Kuru
Fotograflar:İlker Uzunalan
Röportaj:Ayşe Sarıkaya
 
Son zamanlarda adından sıkça söz ettiren Ayça Kuru ile online bir röportaj gerçekleştirdik.
Kendisini daha yakından tanıyalım ve başarı hikayesini hep birlikte ögrenelim.
Öncelikle sizi tanımak isteriz.Ayça Kuru Kimdir? Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?
Elbette,1987 de İzmir doğumluyum.
Bale,dans ,zarafet,diksiyon,profesyonel ve tanınmış eğitmenlerden alınmış spikerlik-sunuculuk eğitimleri ,tiyatro drama eğitimleri vb. gibi birçok egitim aldım.
Ardından kendimi daha da geliştirmek ve ilerleyebilmek adına İstanbul'a yerleştim ve kariyerime burada devam ediyorum.
Miss Ege1.liği ve Miss Turkey 2009 güzellik yarışmalarından sonra eğitimlerimi daha da kuvvetlendirerek birçok tv kanalında sunucu olarak çalışmaya başladım . Son olarak show max te canlı yayın bir program sunuyordum.
Programın dışındada bir çok yerde modellik ve ladylik eğitimleri vermekteyim.
 
Hobileriniz ve sizi tanımlayacak özelliklerinizi de bilmek isteriz.
Hobilerim ata binmek , kısa mesafe koşu , scuba diving …sualtına baya bir ilgim var elimden geldiğince türkiye ve yurt dışında tüplü dalış turlarına katılıyorum. .. verdiğim eğitim (modellik ve zarafet eğitimi) hayatımın bir parçası şeklinde hareketlerim davranış tarzım …kısaca yaşam biçimim ile mesleğim doğru orantılı olarak gidiyor…
Ögrenim durumunuz? / Aldıgınız egitimler?
Üniversite mezunuyum bu sektörde iyi bir şeyler yapabilmek içinde baya bir eğitim aldım bunların başlıcaları
-Kral TV – NTV - Number One – world beauty chanel bünyesinde deneme çekimleri (2009)

-Kral TV – Kral FM bünyesinde staj (2009)

-Davranış sanatları semineri katılımı (2009)

-“Kuşdili Eğitim merkezi” spiker ve sunuculuk eğitimi (2009)

-Tiyatro eğitimi-Aksoy yapım : (Cüneyt ARKIN,Servet AKSOY, Bülent İŞBİLEN) 2009

-Spikerliğe ilişkin kurallarla ilgili eğitim (Orhan ERTARHAN - TRT üst düzey yönetici) (Mayıs – Eylül 2009 )

-Profesyonel – etkili konuşma eğitimi (Türkiye Radyoları Spikeri, eğitmen Attila SARIKAYALI) ( Mayıs- Haziran 2009)

-Dilbilgisi, vurgulama – tonlama ve artikülasyon(boğumlama) özel ders eğitimleri(Türkiye Radyoları Spikeri, eğitmen Attila SARIKAYALI) (11 Mayıs 2009 – devam)

-Metin değerlendirme metin – haber yazarlığı eğitimi (Doğan ŞENTÜRK-Fox haber ve Fox spor genel yayın yönetmeni)( Mayıs-Eylül 2009)

-Yayın estetiği eğitimi (Gülgun FEYMAN - haber yayın yönetmeni) (Mayıs – Eylül 2009)

-Attilla SARIDAĞ ve Gülgün FEYMAN ‘ dan sunuculuk spikerlik eğitimi (Mayıs-Eylül 2009)

-Profesyonel fotoğrafçılık eğitimi ( Nisan 2008)

-Hitabet, sunuş teknikleri eğitimi(TRT spikeri Enver SEYİTOĞLU ) ( Ocak 2008 )

-Fonetik diksiyon, güzel konuşma eğitimi (TRT SPİKERİ Enver SEYİTOĞLU) (Aralık 2007)

-Beden dili eğitimi (TRT spikeri Enver SEYİTOĞLU) (Kasım – Aralık 2007)

-İzmir center spor salonu zarafet dersi (Aslı Tonyak)(2005)

-İstanbul zarafet dersi ( Oya Ölçen )

-İlkyardım eğitimi ( Mayıs – 2008 )

Modellikle ilk olarak ne zaman ve nasıl tanıştınız?
İzmir de gerçekleşen bir gelinlik fuarında tanınmış bir modacının özel bir gelinliğini daha 16-17 yaşında giymiştim.
Değişik bir koreografi ile baş manken olarak podyuma çıkmıştım ve defile sonundada gelinlik ile ata binmiştim . Basının geniş bir yer verdigi bir haberdi.Daha sonra katıldığım bir güzellik yarışmasında aldıgım derece ile de sektöre adım atmış oldum ….
Egitmen gözü ile yeni nesil modellerden kimleri başarılıbuluyorsunuz?
Şuana kadar 1100 öğrenci mezun ettim bunların çoğu dizilerde yer almaya başladı .
Çoğunu da podyumlarda görüyoruz. Bu sene de fashıon week de adından baya söz ettirecek bir çok modelim var ve kendileri emin adımlarla modellik mesleğini layıkı ile yerine getiriyorlar.
Güzel işlere imza atan MERVE ERMURAT adında 183 boyunda muhteşem bir manken var geleceğin en iyi modellerinden biri olmaya aday aynı şekilde erkeklerdende YUSUF ÖĞÜT , UFUK DEĞER , VEDAT BEHAR , ALTTUĞ ELVERİŞ,UĞURCAN ATILGANDA adından baya söz ettirecek modellerin başında geliyor
Kariyer Hedefleriniz / Başarılarınız ?
Şuanda sektördeki en iyi ve tek mankenlik okulu biziz. Okulumuz gün geçtükçe büyüyor çok daha iyi yerlere gelmesi en büyük amacımız hedefimiz ise sektörde hiçbir şekilde eğitimsiz modelin kalmaması .. şu anda bile modacılar eğitimli modelleri tercih etmeyi başladı bile… yavaş yavaşhedefimize ulaşıyoruz….
Çalışmakta oldugunuz sektör ile ilgili düşünceleriniz ?
Sektörde şuan çok fazla yabancı model bulunuyor.Zamanında yerli modellerin yanlış tavırları ve olumsuzlukları yüzünden türkiye'ye getirilmeye başlanan furya devam ediyor ve yerli modellerin önünü kesiyorlar.Modacıların ve firmaların hem egitimli hem de hevesli olan yerli modellere şans vermelerini ve türk modellerin tekrar gündeme gelmesini arzuluyorum.
Moda ile aranız nasıl? / Takip ettiginiz markalar yada tarzını begendiginiz modacılar var mı?
Modayı takip ediyorum ama kendime yakışanı giymeyi terch ediyorum.Modacı olarak Çiğdem Akın , Figen Üntürk , Ayşe Deniz Yeğin en beğendiğim modacılardandır.
Son olarak eklemek istedikleriniz ve Hayat felsefeniz nedir?
Bir insan kaç yaşında olursa olsun her saniye öğrenmeye devam etmektedir. Ailelere çocuklarını bu eğitimi aldırmalarını hatta tüm gençlerin bu tür kurslara daha çok ilgi göstermesini arzu ediyorum Zarif ve centilmen insanlar ile tanışmanız ve hep mutlu olmanız dileği ile….

Trallescity Gazetesi


Tarih:10/11.2012
Dr.Şuayip Dagıstanlı
Röportaj:Ayşe Sarıkaya

Trallescity Gazetesi


Tarih:10.2012
Model-Oyuncu:Sevcan Yaşar
Fotograflar:İlker Uzunalan
Röportaj:Ayşe Sarıkaya

Megazine Dergisi


Tarih:09.2012
Beste Naiboglu
Fotograflar:İlker Uzunalan
Röportaj:Ayşe Sarıkaya

Trallescity Gazetesi

Tarih:09.2012
Tasarımcı:Seza Batıoglu
Röportaj:Ayşe Sarıkaya
 

Megazine Dergisi



Tarih:08.2012
Tasarımcı:Müge Mepa
Röportaj:Ayşe Sarıkaya

Gözde Yaşam Dergisi



Tarih:07.2012
Tasarımcı:Hatice Gökçe
Röportaj:Ayşe Sarıkaya
 
Erkek modasının öncü isimlerinden Hatice Gökçe ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.
Sıradışı koleksiyonlara imza atan ünlü modacının başarı hikayesini hep birlikte ögrenelim.
 
Moda dünyası ile ilk tanışmanız nasıl gerçekleşti?Bize moda dünyasında başarıya uzanan hikayenizden bahseder misiniz?
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra 1998 yılında kendi adımla tasarım atölyesini kurdum.
Mezuniyetimin ardından kendi atölyemi kurduğum için hep kendi markamı geliştirmek için çalıştım.
Fakat bu süre zarfında birçok önemli marka için tasarımlar yaptım.
Lente di Abbate, Bil’s, Erenko Tekstil, Argande gibi markalarda danışmanlık yaptım ve bazıları ile halen çalışmaya devam ediyorum.
Yakın zamanda Doreanse markası için organik bir çamaşır koleksiyonu hazırladım.
Ayrıca Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) kapsamında GAP bölgesi kadınlarının sosyal ve ekonomik olarak güçlendirilmesi
amacıyla 2008'den beri uygulanan proje kapsamında Argande markasının yaratımı sürecinde öncü bir rol üstlendim.
Türkiye'nin önemli kuruluşlarında moda tasarım danışmanlığı görevlerini üstlenerek çok özel çözümler üretmeye devam ediyorum.
1998 yılında ITKIB Genç Tasarımcılar Yarışması Erkek Koleksiyonu 1.lik ödülünü, 1999 yılında Japonya'da düzenlenen yarışmada
Unique Design (Özgün Tasarım) ödülünü, ile de En İyi Tasarım ödülünü ve pek çok mansiyon aldım.
Aynı zamanda Moda Tasarımcıları Derneği'nin (MTD) kurucusu ve yönetim kurulu üyesiyim.

Moda sektöründe var olmaya çalışmak her geçen an değişen ve değişirken de aynılaşmaktan çoğu kez kaçılamayan bir alanda hareket etmek demek.

“GILMAN” adlı koleksiyonunuzdan bahseder misiniz? İlham kaynaklarınız nelerdir?
Gılman, her türlü aşınma ve kirlenmeden korunmak ama¬cıyla kabuğunda saklanırken buradan çıkarılıp cennet ehlinin etrafına saçılmış
incilere benzetilmiş ve onların hu¬riler gibi özel bir yaratılışa sahip olduk¬larına işaret edilmiş. Bu bana şiirsel bir anlatım gibi geliyor.
Gılman gibi esrarlı bir alana, koleksiyonumu oluştururken neden giriş yaptığımı açıklamak zor...
Belki de sadece merak... Uzun zamandır kafamı kurcalayan bir konu diyebilirim.
Öncelikle, küçüklüğümden beri adını bildiğim bir konu.
Ama nasıl hayat geçireceğime 5-6 yıl önce karar verdim. Fakat o sıralar zamanı değildi diyebilirim.
Koleksiyonu oluşturan parçalardan bahsedersek beyaz renk vazgeçilmez olarak öne çıkıyor.
Kullandığım ek rengim ise pudra mavisi. Koleksiyonumu neredeyse yakasız modellerle oluşturdum diyebilirim.
Minimal çizgiler kendini yaka ile gösterdi sanıyorum. Asimetrik kesimli ceketler üzerinde uygulaması yapılan özel doku
tasarımları ile, erkekler için çok da alışık olmadığımız bir terzilik örneği sunuyoruz.
Bunu dile getirmekte hiçbir sıkıntı görmüyorum.
Konuyu anlamakta zorlananlar için ise şöyle diyebiliriz: Koleksiyonum erkekler için özel olarak hazırlanmış “haute couture” bir koleksiyon.
Ayrıca Swarovski taşlarla bezenmiş özel dokular ile gerçek bir ışıltı yakaladık

2012 yılının Bay & Bayan modasını nasıl yorumlarsınız?
Ekolojik hayatın ve çevreciliğin önem kazanmasıyla birlikte 2012 yılında hazır giyim sektöründe doğal renklerin hakim olacağını
söylemek yanlış olmaz.
Bu yıl renklerin bu akımla beraber doğal tonlara döneceğini ve renklerin birbirinden etkileneceğini söyleyebiliriz.
Bu etkilenme biraz da doğal tonların başka renkler tarafından kirletileceği anlamına geliyor.
Parlak renkler toprak tonlarına; mesela kırmızı renk kiremit rengine ve koyu kırmızıya dönüşecek.
Sarı ise yerini hardal rengine bırakacak.
Detaylarda çarpıcı ve parlak renklerin kullanılacağını, haki rengin detaylarda hakimiyet kuracağını ve renklerin arasında
parlaklıkların olacağını da söyleyebiliriz.

Ürün yelpazenizde neler var?
Kara Karga koleksiyonumun ardından Jön Türkler ve GILMAN koleksiyonlarının tanıtımlarını yaptık.
Kara Karga koleksiyonumda, karga temasına yönelerek siyah tonların ağırlıklı olduğu bir seçki hazırladım.
Jön Türkler koleksiyonumda ise tarihsel bir bakış açısı getirerek dönem giysilerini yeniden ürettim.
GILMAN, daha önce belirttiğim gibi erkeklere özel hazırlanmış bir “haute couture” koleksiyonu oldu.

Çalışmalarınızı gerçekleştirirken en keyif aldığınız bölüm hangisi?
Koleksiyonu “yaratma” sürecinin en sevdiğim kısım olduğunu söyleyebilirim.
Sanatın farklı alanlarıyla fikirlerimi birleştirdiğim, tabuları sorguladığım, fark edilmeyeni betimlediğim, sorular sorduğum ve
en önemlisi de hissettiğim bu süreç tasarımlarımın bel kemiğini oluşturuyor.

Yerli ve yabancı ünlü isimler arasında giydirmek istediğiniz kişiler var mı?
Tasarımlarımı görmek istediğim herkesin üzerinde görüyorum. Bir de Clive Owen giyse fena olmaz.

Çalışmakta olduğunuz sektörden memnun musunuz?
Modayı seviyorum çünkü kesintisiz beslenme, kalıpları aşma ve kendini yenilemenin var olduğu bir alan.
Çalışırken zamanın nasıl geçtiğini bile anlamıyorum.

Türkiye modaya ve tasarımcılara hak ettiği desteği verebiliyor mu?
Türkiye’deki moda ortamının ilerlemesi için çok çaba sarf ediyoruz.
Şu anda moda tasarımı eğitimi eskiye göre daha profesyonel bir hale geldi.
Direnç gösteren Türk tasarımcılarının istediği başarıları yakalayacağı ve hak ettiği değeri bulacağına inanıyorum.

Yerli/yabancı beğendiğiniz tasarımcılar kimlerdir?
Issey Miyake ve Vivienne Westwood.

Tasarımcı olmanın zorlukları / kolaylıkları nelerdir?
Tasarımcı olmak hiç de kolay bir iş değil ancak bunu zevke dönüştürebiliyorsanız başarılı olabilirsiniz.

Yakın Tarihte hayata geçirmek istedikleriniz? Gerçekleşecek olan yeni bir defileleriniz var mı?
Benim idealim moda dünyasında bir Türk erkek profilinden bahsedilmesini sağlamak.
Amacım, deneyselliği deneyimlerle birleştirip yeni bir silüet yaratabilmek.

Tasarımlarımda bunu düşünerek yenilikler ortaya çıkarmaya çalışıyorum.
Son yıllarda da etrafınıza baktığınızda erkeklerin eskiye oranla daha özgür kıyafetleri tercih ettiklerini görüyorum.
Her ne kadar bütünüyle bir değişim yaşanmasa da bu ufak çaplı gelişmeleri gözlemlemek heyecan verici.

Gözde Yaşam Dergisi

Tarih:11.2013 Mehmet Emin Barsbey Röportaj:Ayşe Sarıkaya